Kur’an Meali İsra 89-96

Eûzü-Besmele

İyiliği sonsuz ikramı bol Allah’ın adıyla.

İsrâ 89-96. âyetler

Doğrusu biz bu Kur’an’da, (hakikatı) insanlara her tür dolaylı anlatım tarzını kullanarak farklı açılardan açıklamışızdır. Buna rağmen insanların çoğunun yüz çevirmesi, kat be kat nankörlükten başka bir şey değildir.

Nitekim demişlerdi ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Veya senin hurma ağaçlarıyla ve asmalarla dolu bir bahçen olmalı. Dahası onların arasından gürül gürül ırmaklar çağlatmalısın. Yahut sürekli iddia ettiğin gibi, gökyüzünü başımızda paralamalı ve nihayet Allah’ı ve melekleri getirip karşımıza dikmelisin. Veyahut da senin altından köşkün olmalı; ya da göğe çıkmalısın. Fakat göklere çıkman durumunda (dahi) oradan bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de sana inanmayacağız.

De ki: “Kudret ve yüceliğinde sınır bulunmayan sadece Rabbimdir. Ben insan elçi/resûl’den başka neyim ki.

İşte kendilerine doğru yol bilgisi geldiği zaman, insanları ona inanmaktan alıkoyan şey, sadece şöyle akıl yürütmeleriydi: “Ne yani şimdi, Allah, fani bir insanı mı elçi, rasul olarak gönderdi?”

Onlara de ki: “Eğer yeryüzünde, salına salına dolaşanlar melekler olsaydı, elbet bizde onlara elçi, rasul olarak gökten bir melek indirirdik.”

De ki: “Sizinle benim aramda (bütün bu olan bitenlere) şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarıyla ilgili her habere (daha kaynağında) vakıf olan, onların her halini bizzat görendir.”